Atölyeden Hikâyeye
Doğal taşları, hiçbirinin bir diğerine benzemeyen renkleri ve dokuları için seçiyorum. Her taşın kendine özgü karakteri, Clarté tasarımlarına da eşsiz bir ifade katıyor.Benim için kalite, ilk bakışta görülen güzellik kadar, zamanla hissedilen özen demek. Taşların uyumundan kullanılan metal parçalara, dizilişten son dokunuşa kadar her ayrıntıyı dikkatle değerlendiriyorum. Böylece yalnızca bugün sevilecek değil, yıllar sonra da keyifle takılacak parçalar tasarlamayı amaçlıyorum.
İlhamın İzinde
Bazen bir taşın içinde saklı renk, bazen denizin bıraktığı bir iz, bazen de bir sanat eserinin beklenmedik uyumu yeni bir tasarımın başlangıcı oluyor. Doğadan renkleri, sanattan cesareti alıyor; onları kendi bakış açımla bir araya getiriyorum.
Tasarlarken yalnızca parçaların nasıl görüneceğini değil, nasıl hissettireceğini de düşünüyorum. Her taşı elime aldığımda onun enerjisini, yanına hangi rengin ve dokunun yakışacağını anlamaya çalışıyorum. Clarté’de her parça, bu sezgisel ve özenli sürecin içinden doğuyor; son hâlini ise onu taşıyan kişinin hikâyesinde buluyor.
Tasarlarken yalnızca parçaların nasıl görüneceğini değil, nasıl hissettireceğini de düşünüyorum. Her taşı elime aldığımda onun enerjisini, yanına hangi rengin ve dokunun yakışacağını anlamaya çalışıyorum. Clarté’de her parça, bu sezgisel ve özenli sürecin içinden doğuyor; son hâlini ise onu taşıyan kişinin hikâyesinde buluyor.